Bel Ağrısının Nedenleri ve Tedavisi

Bel Ağrısının Nedenleri ve Tedavisi

Bel Ağrısının Nedenleri ve Tedavisi

Bel ağrısına neden olan faktörler nelerdir?

Nedenler çoktur, ancak aşağıda anlatılanlar en yaygın olanlarıdır.

Yorgunluk ve şişmanlık: Özellikle yüksek topuklu ayakkabılarla uzun süre ayakta durmak, bel ve sırt yorgunluğuna neden olabilir. Şişmanlık bu ağrıları daha da artırır; 18 kilo veya daha fazlasını taşımak her tür bel ağrısına neden olabilir. Oysa birçok insanın 5 kilogramdan 23 kilograma kadar vücudunda fazladan yağ taşıdığı görülür. Doktora, “21’inci yaş günümü kutlarken sadece 57 kiloydum, şimdi 89 kiloyum, her çocuk doğurduğumda 5 kg. alıyorum” diyen insanın omurgası, aslında 21’inci yaş gününü kutlarken sahip olduğu omurganın tamamen aynıdır. Ama şimdi etrafını gereksiz ve fazladan bir ağırlık sarmışlatır. Destek aynı, ama desteklenen dokular hatırı sayılır ölçüde artmıştır. Ayrıca, sağlığı yerinde olmayan kişiler, sağlıklı ve kuvvetli kişilere oranla daha çabuk yorulurlar. Anemi (kansızlık),diğer ağrılar, üzüntü, depresyon, kronik enfeksiyonlar, varisli damarlar ve hatta basur keyif bozucu ve genel sağlığımızı azaltıcı faktörler olup, vücudun yorgun düşmesine ve bel ağrılarının başlamasına neden olabilirler. Yorgunluktan bitkin kadın veya erkeğin, ağrıya ve acıya karşı koymaya daha az gücü vardır ve çabucak dayanıklılığını kaybeder. Üzüntü ve mutsuzluk yükü altındaki insanların da problemi aynıdır. Bu faktörlerin sonuncusu için aşağıya bakın.

Depresyon: Keder acıyı ve ağrıyı artırabilir ama depresyon kendiliğinden kronik bel ağrısı ile ilişkilidir ve sebebi bile olabilir. Depresyon keyif bozucudur. Aşırı yorgunluğa neden olur, onu artırır ve hatta ağrı kesici ilaçların etkisini bile azaltır. Hepimiz sık sık ufak ağrı ve acılar çekeriz. Küçük nahoş duygu­lar, çıkış noktasında zaten yok edilir ve hissedilmez, özellikle akıl meşgul ve rahatsa. Ama depresyon durumunda, üzüntü, endişe, hoşnutsuzluk ve mutsuzluk gibi duygular ortaya çıkar ve kuvvet kazanır. Yani ufak tefek tatsızlıklar ağrılara dönüşür.Bu durum özellikle bel ağrıları için doğrudur. Bir psikiyatri kliniğine tedavi için devam eden depresyonlu hastalar üzerine yapılan bir Amerikan araştırmasında, hastaların yaklaşık yarısı, başlangıçta romatizmadan şikâyet etmişlerdir. Bu şikâyetler aslında geçirdikleri depresyondan ileri geliyor, hatta onun bir parçasıydı ve çoğu da bel ağrısı türündendi. Her kronik şikâyette, ağrı veya sancı, her tür faktörlerin bir karışımıdır. Ağrının ne anlama gelebileceği, ne kadar süreceği, ne kadar süre sizi işinizden alıkoyacağı v.s. hakkındaki gerçek korku, halsizlik, uykusuzluk, üzüntü, korku ve bel ağrıları istisna teşkil etmezler. Aslında bel ağrıları, hayatta çok sık rastlanan ve içeriği çok değişik şeyler ihtiva eden karışık ağrılara güzel bir örnek teşkil ederler.

Omurgadaki eklem, bağ ve kemik üzerine meydana gelen yaralar ve zorlamalar: Bunlar birkaç saatte ve günde geçen ağrılara neden olurlar, ancak bazen bu ağrılar uzun sürebilir. “Spinal osteoarthritis” (omurgadaki dejeneratif değişiklikler) denen hastalık, günlük hayatın getirdiği ufak zedelenmelerden ve yaşlılık nedeniyle artış gösterir. Disk kaymaları, kırıklar ve çıkıklar gibi birçok zedelenmeler, bu artışa önemli ölçüde yardımcı olurlar. Büyük zedelenmeler büyük olasılıkla kronik ve uzun süreli bel ağrılarına neden olurlar, ama her zaman değil, bazen önemsenmeyen ufak zedelenmeler her şeyin başlangıcı kabul edilmelidir.

Hastalıklar: Bel ağrılarının başka birçok nedeni vardır. Günümüzde, eskiye göre bunların daha az olu­şu sevindirici bir durumdur. Örneğin “tüberküloz” (verem) ve diğer belkemiği enfeksiyonları. “Spondilit ankilozu” gibi bazı arterit (eklem iltihabı)ler, omurga, boyun ve bazen de kalçanın acıyarak sertleşmesine neden olurlar. Bu bozukluk genellikle hasta çoğu kez erkek, 18-20 yaşlarındayken başlar. Ancak bu, bel ağrısının çok yaygın nedenlerinden biri değildir. Paget hastalığı, genellikle omurga, kafatası ve bacak kemiklerinin bazı yerlerde kalınlaştığı, bazı yerlerde inceldiği bir başka bozukluktur. Etkilenmiş kemiğin röntgeninde, bozuk düzenin karakteristik değişiklikleri görülür. Paget hastalığı genellikle ağrıya neden olmaz ve tedavi edilmeden kendi halinde bırakılabilir. Ancak bazı vakalarda, kemikteki ufak ezik ve çatlaklar yüzünden sancı nöbetleri olabilir. “Osteoporoz” yani omurgadaki kemik dokularının incelmesi, daha ziyade menopozdan sonra kadınlarda ve yaşlılarda görülür. Bazı insanlarda hiç ağrı yapmaz, bazılarında ise haftalarca sürebilecek korkunç ağrılara neden olur. Nedeni omurgadaki ezik ve kırık kemiklerdir. Bu hastalıkta kemikler basık bir çiviyi andırır. Tedavi edilince ağrı yok olur.

Uzun süreli hareketsizlik: Uzun süreli hareketsizlik özellikle eğer omurga daha önce zedelenmişse ve özellikle omurga uzun süre doğal olmayan veya zorlanmış bir pozisyonda tutulmuşsa bel ağrılarına neden olabilir. Bu duruma örnekler şunlardır: Anormal ve kasılmış bir pozisyonda uzun süreli araba yolculukları, yine uzun süre sere serpe uygun olmayan sandalyelerde oturmalar (bel ağrılarından çok çekmiş İngiliz şairi Alexander Pope bu durumu, “Çok rahat bir sandalyenin işkence aletinde gerilmiş” sözleriyle anlatır. Sürekli gergin veya hantal pozisyonlar (televizyon seyircilerinin ve briç oynayanların bel ağrıları).

Bel Ağrısı Tanısı ve Teşhisi

Tanı, hekim tarafından konulur. Hekimlik dışında hiçbir meslek grubunun tanı koyma yetki ve becerisi yoktur. Hastanın yakınmaları, ağrının özelliği ve klinik muayene bulguları tanı için önemli bilgiler verir. İlk aşamada ağrının mekanik nedenlerle mi, yoksa çok daha ciddi olabilen diğer nedenlerden mi kaynaklandığını ayırt etmek önemlidir. Muayenede sadece beli değil, tüm omurgayı, hatta vücudu birlikte değerlendirmek gerekir. Fizik muayeneden sonra gerekliyse röntgen, kan tetkikleri ve daha ileri tetkikler istenir.

“Ağrının özelliği” kavramı, Bel Ağrı

Ağrının özelliği mekanik ve mekanik olmayan bel ağrısını ayırt etmede önemlidir. Mekanik bel ağrısında ağrı hareket etmekle, kullanımla artar, istirahatla azalır. Mekanik olmayan bel ağrısında ise istirahatla artan, gece uykudan uyandıran ağrı ve sabah tutukluğu ön plandadır. Eğer mekanik kaynaklı bir ağrı düşünülüyorsa, nedenler çok çeşitli olsa da tedavi yaklaşımları birbirine çok benzerdir.

Bel hastalıkları muayenesinde hangi aşamalar izlenir?
Muayenede belde ağrılı bölgeler araştırılır. Bel hareketliliği değerlendirilir. Sinir sistemi muayenesinde kas gücü, duyu ve reflekslere bakılır. Böylece sorunun nedeni anlaşılmaya çalışılır. Belin muayenesi yanında sırt, boyun, kollar ve bacaklar da muayene edilmelidir.

Muayene sırasında röntgen filmi ne zaman istenir?
İlk ağrılı atakta hemen röntgen çekilmesi gerekli değil­dir. Mekanik özellikli ağrıda tedaviye rağmen iyileşme yoksa ya da tekrarlama varsa veya ciddi hastalıklardan şüpheleniliyorsa röntgen ve gerektiğinde diğer tetkikler istenir. Gereksiz film çekimlerinden, az da olsa radyasyon riski nedeniyle kaçınılmalıdır.

Röntgen filmi hekime hangi bilgileri verir?
Röntgen filmi nedenleri belirleme yönünden çok fazla bilgi vermez. Sadece kemiğin yapısıyla ilgili olan kireçlenme, çökme gibi durumlar varsa veya doğuştan gelen anormal yapısal bir durum bulunuyorsa önem taşır.

Peki, bilgisayarlı tomografi ve MR hangi durumlarda istenir?
İleri tetkik olarak kabul edilen bilgisayarlı tomografi veya MR görüntüleme yöntemlerine, uygun tedaviye cevap vermeyen, tekrarlayan, sinire bası yapan durumlarda veya mekanik nedenler dışında ciddi bir hastalık düşünüldüğünde ve cerrahi tedavi planlandığında başvurulmalıdır. Pahalı olan bu tetkikler, maalesef gereğinden çok daha sık istenilmektedir.

Hatta bazen hasta muayene bile olmadan kendiliğinden MR çektirerek hekime geliyor. Bazen de sadece MR’a bakılarak ameliyat önerilebiliyor. Oysa gereksiz MR istenmesi hastaya yarar yerine zarar veren bazı sonuçlara yol açabilir.

Ne gibi zararlar doğurabilir?
Belin yapısındaki kas, disk, eklem gibi farklı elemanların bir bütün olarak çalışması nedeniyle ağrının nereden, hangi yapıdan kaynaklandığını söylemek çoğu zaman mümkün değildir. Yapılan çalışmalarda bel ağrısı ile röntgen ve MR bulguları arasında doğrudan bir ilişki olmadığı kanıtlanmıştır.

Bir başka deyişle kişinin ağrısı ile fıtığı arasında ya da ağrı ile kireçlenme arasında doğrudan ilişki yoktur. 40 yaş sonrası hiç bel ağrısı olmayan kişilerin yarısına yakınında, röntgen ve MR’larda kireçlenme ve fıtık gibi anormal bulgular saptanmıştır. Ciddi bel ağrısı çekenlerde röntgen ve MR’da bir bozukluk bulunamayabilir. Bunun için hastaya gerekli açıklama yapmadan sadece tanı söylemek hastalığı etiketlemektir. Bu da hastaya zarar verebilir.

Hastaya, “Ağrınızın nedeni bel fıtığı” denmemeli”

Etiketlemek tam olarak ne demektir ve hastaya nasıl bir zarar verir?

Ağrıyı etiketlemek hastaya ağrının nereden, hangi yapılardan kaynaklanabileceğini, omurgada bir yapıdaki sorunun diğer yapıları da etkileyebileceğini açıklamadan tanıyı söylemektir. “Sizin bel fıtığınız var”, “Ağrınızın nedeni fıtıktır” gibi. Oysa kas zorlanmasında, kasılmasında, komşu eklemler, hatta siyatik siniri etkilenerek bel fıtığına benzer yakınmalar görülebilir veya bel fıtığı kasları ve eklemleri de etkileyebilir. Hastaya doğrudan, “Ağrınızın nedeni, fıtığınız” derseniz, hasta hiç iyileşmeyecekmiş hissine kapılabilir. Veya iyileştikten sonra herhangi bir dönemde oluşacak bel ağrısının kaynağını bel fıtığı olarak değerlendirilebilir.

Peki, teşhis netleştiğinde nasıl bir tedavi uygulanıyor?
Tedavinin amacı ağrıyı ve tekrarlamayı azaltmak, aktif yaşama ve işe dönüşü sağlamaktır. Ağrıyı azaltmak için istirahat, ilaçlar, fizik tedavi, korseler gibi çok sayıda yöntem vardır. Bu yöntemlerin arasında etkinlik yönünden belirgin bir farklılık yoktur. Tedavide kalıcı etkinliği olan yöntemler, beli ve vücudu doğru kullanma ve egzersizlerdir

Bizi Sosyal Medyada Takip Edin...
instagram logo

İnstagram

facebook logo

Facebook

twitter logo

Twitter

google plus logo

Google + 

youtube logo

Youtube 

pintrest logo

Pinterest 

Tumblr logo

Tumblr

Linkedin logo

Linkedin

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Kategoriler
Sponsorlu Bağlantılar