Yenicamii – Eminönü

Yenicamii – Eminönü

Yenicamii – Eminönü

İstanbul’daki Selâtin camilerinin en görkemlilerinden biridir.
Sultan III. Mehmed tarafından temelleri atılmış, Sultan II. Murad tarafından 1447’de tamamlanmıştır. Yeni Cami’ye, Cami-i Kebir denildiği gibi halk arasında Üçüncü Şerefeli Cami olarak anılmaktadır. En önemli Türk eserleri arasında yer alan Yeni Cami’nin felçli bir Konyalı mimar tarafından yaptırıldığı söylenir. İstanbul-Eminönü’ndeki Türk-İslâm mîmârisinin zarif muhteşem mâbedi. Câminin bulunduğu yerde daha önceleri Sirkeci’ye doğru uzanan bir Yahûdî Mahallesi vardı.

Sultan Üçüncü Murâd’ın eşi Safiye Sultan burada câmi yaptırmak isteyince binâların değeri iki misli ödenerek istimlâk edildi. Mîmar Sinân’ın talebelerinden Başmîmar Dâvûd Ağa, 1597’de câminin yapımına başladı. İnşaatın arsasının denizin hemen yanında ve sonradan doldurulmuş olması sebebiyle temelde çıkan suyu boşalttıran Dâvûd Ağa, büyük kazıklar çaktırıp, başlarını kurşun kuşaklarla birleştirdi. Binânın temel taşlarını bu tabanlara oturtarak câminin zelzele ve dış tesirlere karşı korunmasını temin etti.

İstanbul’daki Selâtin camilerinin en görkemlilerinden biri olan, kırılgan görünüşlü Yeni Camii ve Külliyesi, İstanbul’daki diğer Sultan camilerinin aksine, yapımı en uzun süren cami rekorunu da elinden bulundurmaktadır. Bir İstanbul selâtin caminin inşası ortalama; 2-7 yıl arasında sürmesine rağmen, Yeni Cami’nin inşaatı tam;“66 (Altmışaltı)”yıl sürmüştür.

Dâvûd Ağanın bir yıl kadar sonra vebâdan ölümü üzerine suyolu Nâzırı Dalgıç Ahmed Çavuş inşaata devam etti. Safiye Sultan 1605’te ölünce câmi, 59 yıl yarım vaziyette kaldı. Sultan Dördüncü Mehmed’in annesi Turhan Sultan hassa mîmarı Mustafa Efendiyi câmiyi ilk plânına uygun şekilde bitirmekle vazifelendirdi.

Câmi 1663 yılında Rebîülâhir ayının beşinci günü Cumâ namazında ibâdete açıldı. Câminin genel görünüşü fevkalâde güzeldir. Göze ağır ve kaba gelen hiçbir tarafı yoktur. Mavi ve yeşil çinilerle ahenkli olarak süslenmiş dört büyük sütun üzerinde oturtulan kubbenin çapı 17,5 m yüksekliği ise 36 metredir. Dış görünüşte ana kubbenin etrâfında küçük kubbeler vardır. Beyaz mermerden yapılan minber tek kelimeyle şaheserdir. Câminin her tarafını kaplayan çinilerin şekillerindeki güzellik, pencerelere konan camların rengindeki ahenk, aydınlatmanın verdiği rahatlık bu güzel câmiye ayrı bir hava vermektedir. Pencere ve kapıların sedef kakmalı kapaklarında zarif bir işçilik görülür.

Câminin beş kapısı, iç avluya bakan iki köşede üçer şerefeli iki minâresi vardır. Câmiye gelen Vâlide Sultanlar için yapılan kasr, câminin bir parçasıdır. Bu kasrın bütün odaları baştan başa çinilerle süslüdür. “Vâlide Câmii”, “Yeni VâlideCâmii” adlarıyla da anılan bu muazzam binâ, kasr, darülkurra, mektep, türbe, hazire, Sultan Üçüncü Ahmed tarafından yaptırılan kütüphâne ve muvakkithâne ile bir külliye hâlindeydi. Bugün Mısır Çarşısı adıyla anılan yapılar da câminin müştemilâtındandı.

Cami altı köşeli sütun üzerinde büyük bir kubbe ile bunun iki yanında dördü büyük, dördü küçük 8 kubbeyle örtülüdür. 18 sütun üzerine dayanan 21 kubbeli revakla çevrilidir ve dört minaresi vardır; biri üç, biri iki, diğer ikisi ise birer şerefelidir (Üç şerefeli minarenin yüksekliği 67,62 metredir).

Yapımı boyunca 3 mimar, 2 bâni ve birkaç padişah görmüş olan bu nefis yapı, günümüzde Eminönü’nün tartışmasız en güzel yapısıdır.

İsminin nereden geldiği ise, yukarıdaki yazdıklarımın içerisindedir. Tekrardan külleri üzerine doğan bir yapıya, herhalde bundan daha uygun bir isim verilemezdi.

Arapcamii hakkında bilgi

 

Kılıç Ali Paşa Camii

 

 

Bizi Sosyal Medyada Takip Edin...
instagram logo

İnstagram

facebook logo

Facebook

twitter logo

Twitter

google plus logo

Google + 

youtube logo

Youtube 

pintrest logo

Pinterest 

Tumblr logo

Tumblr

Linkedin logo

Linkedin

 

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
camiiler

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Kategoriler
Sponsorlu Bağlantılar