Deccal ile ilgili Hadisler

Deccal ile ilgili Hadisler

Deccal ile ilgili Hadisler

Deccâl, yeryüzünde kırk gün kalacaktır. Sıkıntıdan dolayı kırk günün birinci günü bir yıl gibi, ikinci günü bir ay gibi, üçüncü günü bir hafta gibi, diğer günleri normal günler gibi gelecektir. Müslim, Fiten, 110

Beni Temim`i, haklarında Resulullah (sav)`dan işittiğim üç şeyden sonra hep sever oldum. Demişti ki: “Onlar DECCAL`e karşı ümmetimin en şiddetlisidirler.” Onların zekatları gelmişti. Aleyhissalatu vesselam: “Bu, kavmimizin zekatlarıdır!” buyurdular. Hz. Aişe (ra)`nin yanında onlardan bir esire kadın vardı. “Onu azad et, çünkü o, Hz. İsmail evlatlarından.” buyurdular. Ebu Hureyre – Kütübü sitte hadis no: 4538

Resulullah (sav), bizimle birlikte, Beni Neccar`a ait bir bahçede bulunduğu sırada bindiği katır, onu aniden saptırdı, nerdeyse (sırtından yere) atacaktı. Karşımızda beş veya altı kabir vardı. Aleyhissalatu vesselam: “Bu kabirlerin sahiplerini bilen var mı?” buyurdular. Bir adam: “Ben biliyorum!” deyince, (aleyhissalatu vesselam): “Ne zaman öldüler?” dedi. Adam: “Şirk devrinde” deyince Aleyhissalatu vesselam: “Bu ümmet kabirde fitneye maruz kılınacak. Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah`a dua ederdim” buyurdular ve sonra şunları söylediler: “Kabir azabından Allah`a sığının!” Oradakiler: “Kabir azabından Allah`a sığınırız!” dediler. Aleyhissalatu vesselam: “Cehennem azabından da Allah`a sığının!” dedi. “Cehennem azabından Allah`a sığınırız” dediler. “Fitnelerin açık ve kapalı olanından Allah`a sığının!” dedi. “Açık ve kapalı her çeşit fitneden Allah`a sığınırız!” dediler. “DECCAL`ın fitnesinden Allah`a sığının!” buyurdu. “DECCAL`ın fıtnesinden Allah`a sığınırız!” dediler. Zeyd İbnu Sabit – Kütübü sitte hadis no: 5497

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kıyametin üç alameti vardır, onlar zuhur edince, “daha önce inanmamış olanların artık inanmaları da onlara fayda vermez” (En`am, 158) Güneşin battığı yerden doğmasi, DECCAL, Dabbetu`l-arz” Ebu Hureyre – Kütübü sitte hadis no: 609

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Rumlar, A`mak ve Dabık nam mahallere inmedikçek kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine`den bir ordu çıkar. Bunlar o gün arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, Rumlar: “Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!” derler. Müslümanlar da: “Hayır! Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz” derler. Bunun üzerine (Müslümanlar) onlarla harb eder. Bunlardan üçte biri inhizama uğrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul`u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nida atar: “Mesih DECCAL, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!” Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber batıldır. Şam`a geldiklerinde (DECCAL) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah`ın düşmanı, Hz. İsa`yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir.” Ebu Hureyre – Kütübü sitte hadis no: 5018

Resulullah (sav) dedi ki: “Üç şey vardır ki imanın aslındandır: 1. Lailahe illallah diyene saldırmamak: İşlediği herhangi bir günahı sebebiyle bu kimseyi tekfir etme, herhangi bir ameli sebebiyle de İslam`dan dışarı atma. 2. Cihad, bu Allah`ın beni peygamber olarak gönderdiği günden, bu ümmetin DECCAL`e karşı savaşacak en son ferdine kadar cereyan edecektir, onu, ne imamın zalim olması, ne de adil olması ortadan kaldıramayacaktır. 3. “Kadere iman”. Enes – Kütübü sitte hadis no: 35

Resulullah (sav) buyurdular ki: “DECCAL çıktığı vakit beraberinde su ve ateş vardır. Ancak halkın ateş olarak gördüğü tatlı sudur; halkın su olarak gördüğü ise yakıcı bir ateştir. Sizden kim o güne ererse, halkın ateş olarak gördüğüm düş(meyi kabul et)sin. Çünkü o, tatlı soğuk sudur.” Huzeyfe – Kütübü sitte hadis no: 5011

Resulullah (sav) (birgün): “Beytu`l Makdis`in imarı Yesrib`in harabıdır. Yesrib`in harabı melhamenin (savaşın) çıkmasıdır. Melhame İstanbul`un fethidir, İstanbul`un fethi DECCAL`in çıkmasıdır!” buyurdular. Sonra elini (Resulullah), konuşmakta olduğu kimsenin (yani Hz. Muaz`ın) dizine vurdular ve: “Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Tıpkı senin burada oturman hak olduğu gibi” buyurdular.” Hz. Muaz burada kendisini kasdetmektedir. [Yani Aleyhissalatu vesselam`ın konuştuğu ve dizine elini vurduğu kimse Muaz İbnu Cebel (ra)`dir.]” Muaz İbnu Cebel – Kütübü sitte hadis no: 5048

Ömer İnu`l-Hattab (ra), Ashab`tan bir grup içerisinde Resulullah (sav)`la birlikte İbnu Sayyad`a doğru gittiler, Onu, Beni Megale şatosunun yanında çocuklarla oynar buldular. O sıralarda buluğa yaklaşmış durumdaydı. İbnu Sayyad, Aleyhissalatu vesselam, eliyle sırtına vuruncaya kadar (onların geldiğini) hissetmedi. Aleyhissalatu vesselam, omuzuna vurup: “Benim Allah`ın resulü olduğuma şehadet ediyor musun?” diye sordu. İbnu Sayyad ona bakıp: “Şehadet ederim ki, sen ümmilerin peygamberisin!” dedi. İbnu Sayyad da Resulullah`a: “Sen, benim Allah`ın resulü olduğuma şehadet eder misin?” dedi. Aleyhissalatu vesselam onu reddetti ve: “Ben Allah`a ve O`nun resullerine iman ettim!” buyurdu ve sonra sordu: “Pekiyi, ne görüyorsun?” “Bana bir doğru sözlü (sadık), bir de yalancı (kazib) gelmektedir” diye cevap verdi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: “Sana bu iş karıştırıldı! (Sidkı kizb; kizbi sidk ile karıştırıyorsun)” buyurdular. Sonra da Aleyhissalatu vesselam ona: “Ben senin için (içimde) bir şey sakladım (bil bakalım!)” dedi. İbnu Sayyad: “O dumandır” diye cevap verdi. Aleyhissalatu vesselam: “Sus! Sen kendi kadrini hiçbir vakit aşamayacaksın!” buyurdular. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra): “Ey Allah`ın Resulü! Bana müsaade büyürün şunun boynunu vurayım!” dedi. Aleyhissalatu vesselam da: “Eğer (DECCAL) bu ise, sen ona musallat edilecek değilsin, eğer bu DECCAL değilse onu öldürmekte sana bir hayır yok!” buyurdular. [Tirmizi, “Ben senin için (içimde) bir şey sakladım (bil bakalım!)” sözünden sonra şu ibareyi ilave etti: “Onun için (içinde) “O halde semanın ap aşikar bir duman getireceği günü gözetle (Habibim)” (Duhan 10) ayetini gizlemişti.”] İbnu Ömer- Kütübü sitte hadis no: 5015

Resulullah (sav) Uhud`a çıktığı zaman, (bir müddet sonra) O`nunla beraber çıkanlardan bir kısmı geri döndü. [Bunlar hakkında] Resulullah (sav)`ın ashabı ikiye ayrıldı. Bir grup: “Bunları öldürelim” diyordu. Öbür grup ise: “Hayır onları öldürmeyelim” diyordu. Bu ihtilaf üzerine şu ayet nazil oldu: “(Ey Müslümanlar!) Münafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye? Allah onları yaptıklarından dolayı baş aşağı etmiştir, Allah`ın saptırdığını siz mi yola getirmek istiyorsunuz? Allah`ın saptırdığı kimseye sen hiç yol bulamayacaksın” (Nisa 88). Resulullah da şöyle buyurdu: “Burası Taybe`dir. DECCAL`i sürer çıkarır, tıpkı körüğün, demirin pasını çıkardığı gibi.” Zeyd İbnu Sabit – Kütübü sitte hadis no: 4246

Hayır, Allah`a kasem olsun Resulullah (sav), Hz. İsa`nın kızıl çehreli olduğunu söylemedi. Ancak şunu söyledi: “Ben bir keresinde uyumuştum. Rüyamda Beytullah`ı tavaf ediyordum. O sırada düz saçlı, kumral benizli, başından su akar vaziyette iki kişiye dayanıp ortalarında gitmekte olan birisini gördüm. “Bu kim?” dedim. “Meryem`in oğlu!” dediler. Bunun üzerine daha yakından görmek için ilerledim. Kızıl, iri, kıvırcık saçlı, sağ gözü kor, gözü üzüm gibi pörtlek bir adam daha vardı. “Bu kim?” dedim. “Bu DECCAL`dir dediler. İnsanlardan en çok ona benzeyeni İbnu Katan`dı.” Zühri der ki: “İbnu Katan, cahiliye devrinde vefat eden Huzaalı bir kimseydi.” İbnu Ömer- Kütübü sitte hadis no: 1701

Resulullah (sav) Veda haccı sırasında (bir ara): “Halk susup dinlesin!” buyurdular. Sonra Allah`a hamd ve senada bulunup, arkadan Mesih ve DECCAL`den uzun uzun söz ettiler ve buyurdular ki: “Allah`ın gönderdiği her peygamber, ümmetini onunla inzar etti. Nuh aleyhisselam ümmetini onunla inzar etti, ondan sonra gelen peygamberler de. O, sizin aranızda çıkacak. Onun hali sizden gizli kalmayacak. Rabbinizin tek gözlü olmadığı size kapalı değildir. O ise sağ gözü kör birisidir. Onun gözü sanki (salkımdan) dışa fırlamış bir üzüm danesi gibidir. [İki közünün arasında ke-fe-re yani kafir yazılmış olacaktır. Bunu her müslüman okuyacaktır.] İbnu Ömer- Kütübü sitte hadis no: 5013

Resulullah (sav) (bir gün): “Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?” diye sordular. Oradakiler: “Evet!” deyince, şöyle buyurdular: “İshakoğullarından yetmiş bin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe kıyamet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. “Lailahe illallahu vallahu ekber!” derler. Bunun üzerine şehrin kara tarafı düşer. Sonra askerleri ikinci kere, “Lailahe illallahu vallahu ekber” derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar “Lailahe illallahu vallahu ekber!” derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münadi gelip: “DECCAL çıktı!” diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler.” Ebu Hureyre – Kütübü sitte hadis no: 5019

Resulullah (sav) aramızda olduğu halde biz Veda Haccından bahsederdik ve Veda Haccının ne olduğunu bilmezdik. (Veda Haccında Resulullah (sav) Allah`a hamd ve sena edip sonra da Mesih DECCAL`ı mevzubahis etmişti, sözü onun hakkında epeyce uzatıp şunları da söylemişti: “Allah`ın gönderdiği her peygamber, ümmetini onunla korkuttu. Hz. Nuh (a.s) ve ondan sonra gelen bütün peygamberler onunla korkuttular. Bilesiniz o, aranızdan çıkacaktır. Onun şe`ninden (yapacağı icraatler) hiç bir şey size gizli kalmayacak. Çünkü sizlere gizlemez. Rabbinizin gözü kör değildir. Halbuki onun sağ gözü kördür. Onun gözü pertlek bir üzüm gibidir. Haberiniz olsun! Allah sizlere birbirinizin kanını, malını haram kıldı, bunlar şu günlerinizin, şu beldenizdeki haramlığı gibi haramdır. Acaba tebliğ ettim mi?” (Resulullah (sav)`ın bu sorusuna cemaat hep bir ağızdan: “Evet” diye cevap verdi. Bunun üzerine üç sefer: “Ya Rab şahid ol! Ya Rab şahid ol! Ya Rab şahid ol!” dedi ve tekrar cemaate yönelerek: “Vah size!” veya “Eyvah size! Benden sonra dönüp birbirlerinizin boyunlarını vuran kafirler olmayın!” dedi İbnu Ömer- Kütübü sitte hadis no: 1582

Şa`bi`nin, Fatıma Bintu Kays (ra)`dan nakline göre Fatıma şöyle anlatmıştır: “Resulullah (sav) buyurdular ki “Temimu`d-Dari Hıristiyan bir kimse idi. Gelip biat etti ve Müslüman oldu. O, benim Mesih DECCAL`den anlattığıma uygun olan bir rivayette bulundu. Bana anlattığına göre. Temim, bir gemiye binip denize açılmıştır. Yanında Lahm ve Cüzam kabilelerinden otuz kişi vardı. (Hava şartları iyi olmadığı için) onlarla denizin dalgaları bir ay kadar oynadı. Sonunda güneşin battığı esnada denizde bir adaya yanaştılar. Geminin kayıklarına binerek adaya çıktılar. Derken karşılarına çok tüylü kıllı bir hayvan çıktı. Bunlar, tüylerinin çokluğundan hayvanın baş tarafı neresi, arka tarafı neresi anlayamadılar. (Şaşkın şaşkın): “Sen necisin, neyin nesisin?” dediler. O cevap verdi: “Ben cessaseyim!” “Cessase nedir?” denildi. “Ey cemaat! Şu manastıra kadar gelin! İçinde bir adam var, o sizin haberinize müştaktır!” dedi. O, böylece bir adamdan söz edince, biz onun bir şeytan olmasından korktuk. Hemen koşarak manastıra girdik. İçeride bir adam vardı; hilkatçe gördüklerimizin en irisiydi ve elleri boynuna, dizlerinden topuklarına demirle sıkı şekilde bağlanmıştı. “Vah sana! Kimsin sen?” “Benim haberimi alabilmişsiniz. Şimdi siz kimsiniz, bana söyleyin!” dedi. Arkadaşlarım: “Biz bir grup Arabız. Bir gemideydik, denizin coşkun bir anına rastladık. Dalgalar bizi bir ay oynatıp oyaladı. Sonra şu adaya yaklaştık, sandallara binip adaya çıktık. Tüylü ve çok kıllı bir hayvanla karşılaştık. Tüyünün çokluğundan başı ne taraf, arkası ne taraf anlayamadık. “Vah sana, nesin sen?” dedik. “Ben cessaseyim!” dedi. Biz: “Cessase de ne?” dedik. “Manastırdaki şu adama gelin, o sizin haberinize pek müştaktır!” dedi. Biz de koşarak sana geldik. Biz onun bir şeytan olmadığından emin olmadığımız için korktuk” dedik. Adam: “Bana Beysan hurmalığından haber verin!” dedi. Biz: “Onun neyinden haber soruyorsun ?” dedik. “Ben onun ağacından soruyorum, meyve veriyor mu?” dedi. “Evet!” dedik. “Öyleyse meyve vermeme zamanı yakındır!” dedi. “Bana Taberiya gölünden haber verin!” dedi. “Onun nesinden haber istiyorsun?” dedik. “Onun suyunun çekilmesi yakındır!” dedi. “Bana Zuğer gözesinden haber verin!” dedi. “Sen onun neyinden haber istiyorsun?” dedik. “Gözede su var mıdır? Orada su var mıdır?” dedi. “Evet, onun çok suyu vardır! Sahipleri onun suyu ile ziraat yapıyorlar!” dedik. “Ümmilerin peygamberlerinden bana haber verin. O ne yaptı?” dedi. “O Mekke`den çıkıp Yesrib`e (Medine`ye) yerleşti” dedik. “Araplar O`nunla mukatele etti mi?” dedi. Biz: “Evet!” dedik. “Onlara karşı ne yaptı?” dedi. Biz de, (onu ezmek için) peşine düşen Araplara galebe çaldığını, Arapların kendisine itaat ettiklerini haber verdik. (O da bize): “Bu, onların itaat etmeleri, kendileri için daha hayırlıdır. Ben şimdi size kendimi tanıtayım: Ben Mesih DECCAL`im. Çıkış için bana izin verilme zamanı yakındır. O zaman çıkıp yeryüzünde dolaşacağım. Kırk gün içinde uğramadığım karye (köy) kalmayacak. Mekke ile Taybe (Medine) hariç. Bu iki şehir bana haramdır. Onlardan birine her ne vakit girmek istersem, elinde yalın kılıç bir melek beni karşılar, benim oraya girmeme mani olur. Onların her bir geçidinde bir melek vardır, onları korur!”dedi.” Sonra Resulullah (sav) çubuğuyla minbere dürterek: “Bu Taybe`dir! Bu Taybe`dir! Bu Taybe`dir! Ben bunu size anlattım değil mı?” buyurdular. Halk da: “Evet!” diye karşılık verdi. Bunun üzerine (sav): “Temimi`d-Dari`nin rivayetinin benim size ondan (Mesih DECCAL`dan) Mekke ve Medine`den anlattığıma muvafık düşmesi hoşuma gitti. Bilesiniz o Şam denizinde veya Yemen denizindedir. Hayır doğu tarafındadır. Evet o doğu tarafında zuhur edecektir. O doğu tarafından zuhur edecektir!” buyurdu ve eliyle doğu tarafina işaret etti.” Fatıma Bintu Kays – Kütübü sitte hadis no: 5009

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Ümmetimden bir grup (taife), hak üzerine savaşmaya devam edeceklerdir. Onlar kendilerine meydan okuyanlara karşı muzafferdirler. Öyle ki, bunların sonuncuları Mesih-DECCAL`le de savaşırlar.” İmran İbnu Husayn – Kütübü sitte hadis no: 4526

Resulullah (sav) buyurdu ki: “Kim Kehf süresinin başından -bir rivayette; sonundan- on ayet ezberlerse Mesih DECCAL`in şerinden emin olur.” Ebu`d-Derda – Kütübü sitte hadis no: 693

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Melhame ile Medine`nin fethi arasında altı yıl vardır. Yedinci yılda da Mesih DECCAL çıkar.” Abdullah İbnu Büsr – Kütübü sitte hadis no: 5049

Resulullah (sav) teşehhüdden sonra şunu okurdu: “Allahümme inni euzu bike min azabi cehennem ve euzu bike min azabi`l-kabri ve euzu bike min fitneti`d`DECCAL ve euzu bike min fitneti`l-mahya ve`l-memat (Allahım, ben cehennem azabıdan sana sığınırım. Kabir azabından da sana sığınırım. DECCAL fitnesinden de sana sığınırım, hayat ve ölüm fitnesinden de sana sığınırım)”. İbnu Abbas – Kütübü sitte hadis no: 1810

Anlattığına göre, Aleyhissalatu vesselam`a DECCAL`den sormuştur. Aleyhissalatu vesselam da şu cevabı vermiştir: “O (DECCAL) çıktığı gün (aynen bir insan gibidir) yemek yer. Ben size, onun hakkında, benden önceki peygamberlerden hiçbirinin kendi ümmetine anlatmadığı hususları anlatacağım: Onun sağ gözü meshedilmiştir (görmez), pörtlektir, göz hadakası yoktur, sanki hadakası çevrim içinde bir balgam gibidir. Sol gözü de inciden bir yıldız gibidir. Onun beraberinde sanki cennet ve ateşin birer misli vardır. Ancak hakikatta ateşi cennet, suyu da ateştir. Haberiniz olsun! Onun yanında iki kişi vardır; köy halkını inzar ederler. Bu ikisi köyden çıkınca DECCAL`in ashabından ilki oraya girer.” [Rezin tahric etmiştir. Hadisin kaynağı yok ise de, hadiste yer alan mefhumların şahidleri Sahiheyn ve diğer kaynaklarda çoğunluk itibariyle gelmiştir.] Ebu Saidi`l-Hudri – Kütübü sitte hadis no: 5012

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Medine`ye geçit veren dağ gediklerinde [birbiriyle kenetlenmiş] melekler var. [Her gedikte (kınından çekilmiş) kılıçlarıyla bekleyen iki meleğin korumaları sebebiyle] Medine`ye ne veba ve ne de DECCAL giremez.” [Müslim`in rivayetinde şu ziyade var: “Resulullah (sav) buyurdular ki: “Mesih DECCAL, doğu tarafından gelir. Kasdı Medine`dir. Uhud`un arka tarafına iner. Derken (Medine`yi bekleyen) melekler, onun yüzünü Şam tarafına çevirirler ve orada helak olur.”] Ebu Hureyre – Kütübü sitte hadis no: 4606

Cabir İbnu Abdillah (ra), İbnu Sayyad`ın DECCAL olduğu hususunda yemin ederdi. Ben: “Sen Allah`a yemin de ediyorsun ha!” dedim. Bana şu cevabı verdi: “(Nasıl etmeyeyim?) Ömer İbnul-Hattab (ra)`ın, Resulullah (sav)`ın yanında İbnu Sayyad`ın DECCAL olduğu hususunda yemin ettiğini işittim. Buna rağmen Aleyhissalatu vesselam kendisini reddetmemişti.” Muhammed İbnu`l-Münkedir – Kütübü sitte hadis no: 5014

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Her ümmetin Mecusileri vardır. Bu ümmetin Mecusileri “kader yoktur!” diyenlerdir. Bunlardan kim ölürse cenazelerinde hazır bulunmayın. Onlardan kim hastalanırsa ona ziyarette bulunmayın. Onlar DECCAL bölüğüdür. Onları DECCAL`e ilhak etmek Allah üzerine bir haktır.” Huzeyfe – Kütübü sitte hadis no: 4846

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Mekke ve Medine hariç DECCAL`ın çiğnemeyeceği memleket yoktur. Mekke ve Medine`ye geçit veren yolların herbirinde saf tutmuş melekler var, buraları korurlar. (DECCAL) es-Sebbiha nam mevkie iner. Sonra Medine ahalisini üç sarsıntı ile sarsar. Bunun üzerine (şehirde bulunan) bütün kafir ve münafıklar (şehri terkederek DECCAL`e) gelirler.” Enes – Kütübü sitte hadis no: 4607

Resulullah (sav) bize DECCAL üzerine uzun bir hadis rivayet etti. Bize anlattıkları meyanında şöyle de demişti: “DECCAL, Medine geçitlerine girmesi kendisine haram kılınmış olarak çıkacak. Derken (Medine civarındaki) bazı ekimsiz yerlere kadar gelir. O gün insanların en hayırlısı olan -Veya en hayırlılarından- bir kimse onun karşısına çıkar ve: “Sen Resulullah (sav)`ın bize haber verdiği DECCAL`sin!” der. Oradakiler: “Hayır!” derler. DECCAL onu öldürür ve sonra diriltir. Dirilttiği zaman adam. “Allah`a yemin olsun. Senin hakkında hiçbir vakit bugünkünden daha basiretli olmamıştım!” der. DECCAL onu tekrar öldüreyim mi di(yerek öldürmek isteye)cek, fakat musallat edilmeyecek.” Ebu Saidi`l-Hudri – Kütübü sitte hadis no: 5010

Bizi Sosyal Medyada Takip Edin...
instagram logo

İnstagram

facebook logo

Facebook

twitter logo

Twitter

google plus logo

Google + 

youtube logo

Youtube 

pintrest logo

Pinterest 

Tumblr logo

Tumblr

Linkedin logo

Linkedin

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Kategoriler
Sponsorlu Bağlantılar