ÖLÜMDEN BAŞKA HER DERDİN DEVASI VAR
Şark dünyasında eskiden beri tıb ileri; tabiblik mesleği de revaçtaydı. Müslüman doktorlar, 7. Asırda göz ameliyatları yapardı.
14 Mart 1827 yılında Sultan 2. Mahmud Osmanlı ülkesinde Avrupaî usuldeki ilk tıp fakültesini kurdu. Kuruluşu, her sene Türkiye’de tıp bayramı olarak kutlanır. Peki daha önce şark dünyasında ve Osmanlı ülkesinde tıp fakültesi yok muydu?
Dinin, tedavi olmak istikametindeki emir ve tavsiyeleri, Müslüman âleminde tıb ilminin oldukça gelişmesine yol açmıştır. Hazret-i Peygamber, Allah’ın ölümden başka her derdin devasını yarattığını; insanların bunu aramaları gerektiğini söyler.
“İlim, beden ve din bilgisi olmak üzere iki tanedir” sözü da hadis-i şeriftir. İlimler içinde en lüzumlusu, ruhu koruyan din bilgisi ve bedeni koruyan sıhhat bilgisidir, manasına gelen bu sözle, her şeyden önce, ruhun ve bedenin zindeliğine çalışmak lâzım geldiği söyler. Beden bilgisinin, din bilgisinden önce öğrenilmesini emreder. Çünki bütün iyilikler, bedenin sağlam olması ile yapılabilir.
Bugün de modern tıbbın, hijyen ve terapi olmak üzere iki kısmı vardır. İnsanları hastalıklardan korumak, sağlam kalmağı temin etmek, tıbbın birinci vazifesidir. Hasta insan, iyi edilse de, çok kere, arızalı kalır. İşte İslamiyet, tababetin birinci vazifesi olan hijyene, yani hasta olmamaya öncelik vermiştir.
Roma İmparatoru Heraklius’un Medine’ye Hazret-i Muhammed’e gönderdiği hediyeler arasında bir de tabib vardı. Tabib, günler geçip de kendisine kimse gelmeyince, peygambere müracaat etti. Hazret-i Peygamber, temizliğe ve az yemeye dikkat edenin, kolay kolay hastalanmayacağına dikkat çekti. Hiç kimse ölümden kurtulamaz. Fakat o zamana kadar sıhhatini koruması şarttır. Peygamberin bu istikametteki tatbikatı, tıbb-i nebevî adıyla bilinir. Buna dair nice kitaplar yazılmıştır.
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci


























