1. Haberler
  2. Aşk Hikayeleri
  3. Bu hikaye gerçek bir aşk mektubundan alıntıdır

Bu hikaye gerçek bir aşk mektubundan alıntıdır

Bu hikaye gerçek bir aşk mektubundan alıntıdır
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu hikaye gerçek bir aşk mektubundan alıntıdır

Birdenbire içime doğdun, yüreğimde belirdin, kalbime damladın. Henüz, az önceydi bu.

Aslında her zaman korkardım. Bir gün, bir yıldız kayarken, ona yetişememekten ya da dileğimi unutma korkusuyla, belki de dileyecek bir hayalim olmadığında bir yıldız kayarsa diye… Ama sen dileğimken, seni dilediğimde, bir yıldız tuttum ve bir dilek kaydı. O an, bir kumsal hayal ettim ve oraya bir aşk çizdim. Bu aşk, renkli ve katmanlı bir yürek kumsalıydı.

Sular, sürekli olarak kıyıya vuruyor, her vuruşta kayalardan bir parça alıp götürüyor. Yüreklerimizin kayaları, her vuruşta eksiliyor, aşınıyor. Oysa biz, bu kayaları dayanıklı hale getirebilmek için ne acılar, ne sevinçler yükledik. Ancak şimdi, korumasız kalıyoruz. Fakat, her dalga kıyıya yeni kum taneleri getiriyor, çoğalıyoruz. Belki de kayalarımızdan ufalanıp geri dönen parçalar bunlar, belki de onarıyor bizi. Doğanın bu yıkıcı ve yapıcı döngüsü, yürek kumsalında devam ediyor. Suyu kumdan, kumu kumsaldan, kumsalı sudan ayırmak mümkün mü zaten?

Bu yüzden seni seviyorum…

Sonra, bir yürek düşündüm ve hayallerimin önünde bir çadır örüldü, gördüm. Tıpkı bir koza gibi… Bu, yüreğin çadırıydı, kumsalın tam ortasında. İçinde saklı tutulan sevgiler, hayaller, umutlar ve sevgililer vardı. Eğer aşk bir kumsalsa, yürek de onun çadırı olmalıydı. İnsan, bu çadırın içine girdiğinde, evrenin en güvenli ve en güzel yerindedir. Çünkü ne kadar kendimizsek, ne kadar yürekten yaşıyorsak, o kadar mutluyuz ve mutluluk veririz. İnsan yüreğinden uzaklaştığında, kendini aramaya başlar, izini sürer, ama o yoldan menzile varamaz. Oysa ki, yüreğinin çadırında kalabilse, mutluluğun kapılarını açacak, aşkın şiir gibi kelimeleri baharın dokunuşu gibi olacak. Keman notaları gibi titreyecek aşk, bilinmeyen bir iklimde, beşinci bir mevsimin valsinde eller birbirine uzanacak, yürek yüreğe…

Birdenbire, camdan deniz kabuklarının yüreğime batmasının acısıyla irkildim. Özlem, kara kömürlerin arasındaki bir cam parçası gibi parlar, acıtır. Parladıkça, canımız yanar, acıdıkça daha çok severiz. Bir şeyler, ne kadar acı verirse, o kadar değerlidir. Bizi mutlu eden şeylere pek değer vermiyoruz gibi… Belki de aşk, bu yüzden bu kadar tatlı ve değerli. Çünkü aşkın çoğu acıdan ibaret… Canım acıdıkça ve cam kırıkları özlemiyle kanadıkça seni özlüyorum… Sözler gönlün ortasında, aşk ise sözün merkezinde yer alır. Mutluluk, uçuruma ses atmak gibidir… ve yürek, o sesi yakalar… Ben, aşkın sesini uçuruma gönderdim ve yüreğim, o sesi yakaladı. Artık bu ses bizim, gönlümüzün tam ortasında.

Peki ya bir gün gelir de seni özlemezsem, sen de beni özlemezsen, aşkın yüreğimdeki izleri silinirse? O zaman, bir uçurtmadan inip bir gemiye mi bineceğiz? Yavaşça ilerleyen bir gemi… Ve bir limana mı varacağız? Aşkın sevgi çocuğu, limanın dingin ve güvenli sularına mı sığınacak? Aşk, uçurtmada mı kalacak?

Aşk bir kumsalsa, onun çadırı yürektir… Martılar elleridir, deniz fenerleri gözleridir… Sularının rengi, ebruli desenleridir… Sular, yıldızlara yansıdıkça sözleridir… Deniz kabukları özlemidir… Kumlar ise düşleridir aşkın… Aşk, ebrulidir…

Bu mektup, masalımızın renkli sokaklarından uçurduğum bir uçurtmadır sana, seninle uçurduğum… İpsiz bir uçurtma… “Seni seviyorum” demek için, daima…

Yeniden ve yine, merhaba!



Aşk hikayeleri

1
_ok_be_endim
Çok Beğendim
0
be_endim
Beğendim
0
_a_rd_m
Şaşırdım
0
d_nd_r_c_
Düşündürücü
0
be_enmedim
Beğenmedim
0
hi_be_enmedim
Hiç Beğenmedim
Bu hikaye gerçek bir aşk mektubundan alıntıdır
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Dostkelimeler Hikayeler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!