Bir Kase Sıcak Çorba

 

Bağdatlı bir şeyh anlatıyor:

Bir gün tekkede otururken, üzeri başı dağınık, yüzü solgun, perişan halde genç bir fakir çıkageldi. Abdest aldı, iki rekat namaz kıldı ve ardından ceketini başına örterek uykuya daldı. Akşam ezanı okunduğunda tekrar abdest aldı ve bizimle birlikte namazını eda etti.

O gece Bağdat valisi bizi yemeğe davet etmişti. Ben ve diğer dervişler sohbete katılacaktık. Yola çıkarken o fakiri de davet ettim. Ancak genç, böyle bir davete ihtiyacı olmadığını, sadece bir kase sıcak çorbanın kendisi için yeterli olacağını söyledi. İçimden, “Adam koca valinin davetine gitmiyor, ama benden bir kase çorba istiyor!” diye geçirerek davete gittim. Ne yazık ki ona çorba da vermedim.

Gece davetten döndüğümde onu tekkede bir köşeye kıvrılmış halde buldum. Ben de yatağıma uzanıp uykuya daldım. O gece bir rüya gördüm. Rüyamda Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ve Hazreti İbrahim (a.s.), Hazreti Musa (a.s.), Hazreti İsa (a.s.) ile beraber, sayısız peygamber, nurla çevrili, yüzleri parlak bir hale içinde duruyordu. Sevinçle Peygamberimizin (s.a.v.) elini öpmek için yanına koştum, fakat bana hiç ilgi göstermediler. Büyük bir üzüntüye kapıldım ve dayanamayıp sordum:

“Ya Resulullah (s.a.v.), neden yüzünüzü benden çeviriyorsunuz? Ne gibi bir hata yaptım?”

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bana döndü ve şöyle buyurdu:
“Bu gece büyük bir hata yaptın. Fakirlerimizden biri senden bir kase sıcak çorba istedi, fakat sen vermedin. Onu aç bıraktın ve valinin davetine gittin.”

Sabah uyandığımda korkuyla sarsıldım, titriyordum. Gerçekten büyük bir yanlış yapmıştım. Gözlerimle hemen o genci aradım, fakat bulamadım. Hemen dışarı çıkıp peşine düştüm. Uzaktan onu yürürken gördüm ve “Ey genç, Allah aşkına bir dakika bekle!” diye seslendim. Genç durdu. “Sana hemen çorba getiriyorum” dediğimde, yüzünde bir tebessümle bana baktı ve şöyle dedi:

“Üstadım, senden bir lokma ekmek ya da bir kase sıcak çorba almak için yüz yirmi dört binden fazla peygamberi ve Sevgili Peygamberimizi (s.a.v.) vesile etmek gerekiyorsa, herkes bu kadarını nereden bulacak?”

Bu sözleri söyledikten sonra gözden kayboldu. Adeta dona kalmıştım.

Aziz ve Celil olan Allah en iyisini bilir.

Selam ve dua ile kalın, inşaAllah.



İyilik Hikayeleri

admin

Recent Posts

Bebekleri Öldürmeyin!

Bebekleri Öldürmeyin! Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri,…

3 ay ago

En Büyük Keramet

En Büyük Keramet Türk asıllı mutasavvıfların en büyüklerinden birinin Aziz Mahmud Hüdayi olduğunda şüphe yoktur.…

3 ay ago

Bir Bardak Su

Bir Bardak Su Profesör, elinde, içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. “Bu bardağın ağırlığı…

4 ay ago

Dalkavuk arayan padişah

Dalkavuk arayan padişah Canı sıkılan bir padişah can sıkıntısından kurtulmak için dalkavuk aramaya başlamış. Ama…

4 ay ago

Güve Kozası

Bu Güzel hikayemizde; Azim ve başarı hikayeleri, Ders konusunda başarı hikayeleri, Kısa başarı Hikayeleri, Başarısızlıktan…

4 ay ago

O Bir Çare Bulur

O Bir Çare Bulur İslâmiyete düşman olan hıristiyanların bâzıları, meşhûr Tatar hükümdârı zâlim Hülâgu'nun yanına…

4 ay ago