Mehmet ADIGÜZEL
Mehmet  ADIGÜZEL
Orjinal Müslüman mıyız yoksa kimlik Müslümanı mıyız?
  • 18 Aralık 2012 Salı
  • +
  • -

Orjinal Müslüman mıyız yoksa kimlik Müslümanı mıyız?

Ne kadar Müslüman olduğumuzu düşünüyor muyuz? Yâda gerektiği kadar Müslüman mıyız? Bunu sokakta gördüğümüz her on kişiden onunu da sorsak, alacağımız cevap hep aynı olacaktır: ‘’ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIM’’. Hatta aynı soruyu Adana’da fuhuş operasyonunda yakalanan 83 yaşındaki USLANMAZ DEDE’ye de sorsak alacağımız cevap yine aynı olacaktır, aynı suçtan iki kez yargılanmasına rağmen. Benim en çok dikkatimi çeken polise verdiği ifadesiydi: ‘’Benim olaydan haberim yok, ben oda da uyuyordum, benim GÖZÜM GÖRMEZ, KULAKLARIM DUYMAZ.’’ İşte burada şu ayet her şeyi açıkça bizlere anlatmaya yetiyordu.

‘’ Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için ( dünya ve ahrette ) büyük bir azap vardır. (Bakara Suresi 7. Ayet) ‘’

Yâda Hacı Mustafa Amcanın 20 TL değerindeki ticaretinde Allah’ı şahit tutması da bizlere yeterliydi düşünmemiz için. Bugün boşanma oranlarına baktığımızda İzmir’in şampiyonluğu kutladığını görüyoruz. Ve uzun sürede yerini kimseye bırakmayacak gibi görünüyor. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) 2011 yılında İzmir’de 13 bin 756 evlenmeye karşılık 11 bin 149 boşanma olduğunu tespit etti. Araştırmaya göre İzmir, 2011 yılında Türkiye’de en fazla boşanmanın yaşandığı il oldu. Türkiye genelinde 120 bin 117 boşanma olurken, İzmir’de 11 bin 149 evlilik ayrılıkla sonuçlandı. İmansız bir hayatın utanç verici başarısı bu olsa gerek. Sıralamada Antalya ikinci, Muğla üçüncü, Denizli dördüncü ve Nevşehir beşinci oldu ve bu boşanmaların en önemli sebebi geçimsizlik.

Cinayet oranları da aynı talihsiz durum içerisinde, Avrupa İstatistik Kurumu Eurostat’ın verilerine göre Litvanya’da her 100 bin kişiden 8,76’sı cinayete kurban gidiyor. Bu oran Estonya’da 6,6 düzeyinde. Türkiye’de ise 5 seviyesinde. Türkiye üçüncü sırada tazeliğini koruyor.

Her yerin güvenlik kameralarıyla donatılmasına rağmen her gün 234 ev ve 114 iş yeri soyuluyor. Türkiye’de halen saat başı yaklaşık 10 ev ve 5 iş yeri soyuluyor. Oysa bizler ilahi kameranın yaptığımız her şeyi kaydettiği bilincinde olsaydık ‘tabi bu bilinç için önce iman gerekli’ daha doğrusu orijinal Müslüman olabilseydik bunların yaşanma ihtimali hiç olmayacaktı. Şimdi sizlere utanarak da olsa bu soruyu sormak istiyorum: Bizler kimliğimizde Müslüman yazıyor diye mi Müslüman’ız yoksa gerektiği için mi Müslüman’ız? İşte artık bu sorunun cevabını herkes kendine verebilir. Kimlik Müslümanlığının en popüler olduğu bu dönemde Müslüman kardeşlerimize çok büyük işler düşüyor. Bizler birer karınca misali çok çalışmalıyız, gece gündüz, durmadan, usanmadan, bıkmadan hakkı ve sabrı birbirimize tavsiye ederek çalışmalıyız.

Buna da yine orijinal bir Müslüman’ın güzel bir sözüyle örnek vermek istiyorum.

‘’Şu düşmanlarımızın İsrail, New York, Londra ve Paris radyolarında Kuran okutmaları, Müslümanları alaya aldıklarının delili değil midir? Çünkü düşman Müslümanların Kuran’ı hiç anlamadan dinlediklerinden emindir.’’  Bilmenin gerektiği kadar anlamakta çok önemlidir.

Sadece bilmekte kurtuluşa götürmüyor insanı çünkü kişi bildiklerini anlatmakla mükelleftir. Yaptığımız her şeyden hesaba çekileceğimiz gibi bildiklerimizi anlatmadığımızdan da hesaba çekileceğiz.

Teknoloji çağının yararlarından çok zararlarının kullanıldığı bir dönemdeyiz. Ve bunu fırsata çeviren bizler değiliz, düşmanlarımız. Düşmanlarımız için oldukça güzel bir avantaj olmalı ki sonuç hiç içler açıcı değil bizim için.

Oysa ilim öğrenmek için yıllarını verme dönemi bitti. Her lise ve üniversite diploması alan din âlimi olarak görülüyor. Yani fizik yâda matematik okuyup Kuran’dan kendilerine montajlar çıkarmaya başladılar.

Photoshopla Kuran ayetlerini kesip yapıştırıp kendilerine yeni dinler yaratmaya başladılar. Kuran ve sünnet rehberliği ile yapılması gerekirken insanlar Allah Resulü’nün (sav) Veda Hutbesini unutmuş olmalı ki farklı arayış ve metot içerisine girişmişler.

Orijinal Müslüman oranının tek rakama düştüğü şu dönemde bizler hala neyi beklemekteyiz? Yanı başımızda zulme uğrayan feryatları duymamak için daha ne kadar kulaklarımızı tıkamaya devam edeceğiz? Yapılan vahşeti görmemek için kaç gece uyanmadan uyuyacağız? Oysa ne güzel demişti Necip Fazıl Kısakürek; ‘’ Bir avuç Müslüman birlik olsa esir mi düşerdi Mescidi Aksa’’

Şimdi bu güzel sözü biraz değiştirerek bizlerde şu şekil söylemeliyiz; bir avuç Orijinal Müslüman birlik olsa esir mi düşerdi Türkiye, esir mi düşerdi Filistin, esir mi düşerdi Kudüs, esir mi düşerdi Çeçenistan, esir mi düşerdi bütün Müslüman ülkeleri…

Bizler kendi durumumuzu değiştirmedikçe Allah bizlerin durumunu değiştirmeyecektir. Biz üstümüze düşeni yapmadıkça günden güne eriyip gidecektir mazlumlar. İsrail askeri bir çocuğu daha ayıracaktır babasından, camiler dolmayacaktır eskisi gibi, boşanmalar artacaktır, sokaklarda cinayetler sürekli ivme kazanacaktır, hırsızlıklar hep var olacaktır, işsizlik her zaman hayatımızda var olacaktır.

‘’ Bir topluluk kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.(Rad 13-11) ‘’

Rabbim Kimlik Müslüman’ı kardeşlerimize akıl fikir versin, gerçekleri görmelerini onlara nasip etsin inşallah.

Rabbim bu uğurda mücadelemizi daim kılsın inşallah. 25

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
MehmetAdiguzel

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
2019-03-07 14:38:55
2019-03-02 21:12:11
2019-02-27 13:48:57
2019-02-21 12:18:00
2019-02-20 15:25:03
2019-02-19 19:32:32