Muhammed Baki Billah kimdir

Muhammed Bâkî Billâh (k.s.)

Hicri 673 / Miladi 1565 yıllarında Kabil’de doğdu.

Müceddid-i elif-i sânî; yani hicri ikinci bin yılın yenileyicisi unvanının haklı sahibi İmam-ı Rabbani hazretlerinin mürşidi. Hacegân pirânının ulularındandı.

Ortaboylu, kırmızı tenli, seyrek sakallıydı. Vefatında henüz sakalının çok az bir kısmı ağarmıştı. Uzlet ve riyazat ehliydi. Kur’an tilavetine düşkündü. Geceleri az uyurdu. Az yemek ve az konuşmak onun tabii hali olmuştu.
O’nun hayat coğrafyası bugün Afganistan’ın baş şehri olan Kabil’den, Özbekistan’da Buhara yakınındaki Semerkant’a, oradan Hindistan’ın Delhi’sine kadar, Acem, Türkistan ve Hind diyarını içine alır.

Gençlik yıllarında dini ilimler tahsili için Semerkant’a gitti. Orada bir süre dini ilimler tahsiliyle meşgul oldu. Ardından gönlüne tasavvuf yoluna sülük arzusu düşünce kendini Hâcegi Muhammed İmkenegi’nin kapısında buldu. Batın alemi kendisine bu gönül Sultanı eliyle açıldı. Üveysi-meşreb olduğu için gerek Şah-ı Nakşbend, gerekse Ubeydullah Ahrar hazretlerinden feyz aldığı kaydedilir. Hz. Ahrar, kendisine üveysi yolla emaneti yükledikten sonra onu Hindistan tarafına yolladı. Hindistan’da Delhi civarında Cihânâ-bâd’a yerleşti. Çevresine iman ve irfan nuru seçmeye başladı. Hindu, ya da putperest halka İslâm’ı, müslümanlara da tasavvufu anlatarak Ahmed Faruk es-Serhîndî’nin yetişeceği ortamı hazırladı.

Nazarı etkileyici, konuşması cezbedici, tavırları sevimliydi. Bu yüzden meclisine katılanlar, kısa zamanda muhib ve müntesibi olurlardı. Teveccüh ettiği kimselere nazarlarından cezbe aksederdi. 1014/1605 yılında Delhi’de öldü. Kabri Delhi’de Kadem-i Saadet resminin bulunduğu cami civarındadır.

Cemal Tecellisi

Anlatıldığına göre büyük oğlu Abdullah, elinde bir ayna olduğu halde babasının yanına geldi. Muhammed Baki Billah dedi ki:

– Oğlum, elindeki aynada bir suretine bak bakalım!

Abdullah, çevirip bakınca aynada kendisini değil, babasını gördü. Hem de Mimsiyah sakallı babasını bembeyaz sakallı ve nurlu yüzüyle.

Gördüklerinden şaşkına dönen Abdullah’ın halini farkeden babası:

– Şaşkınlığa gerek yok. Aynada yüzümde ve sakalımda gördüğün beyazlık ve nur, Allah’ın cemal nurudur. Bizden değil, dedi.

Kur’an okumaya düşkünlüğü sebebiyle geceleri çok az uyurdu. Tanyeri ağarıncaya kadar Kur’an ve özellikle de Yasin okurdu. Tanyeri ağardığını görünce de:

– Aman Allahım, geceler ne çabuk geçiyor? diye hayıflanırdı.

İmam-ı Rabbani’nin Hüsn ü Şehâdeti

Talebesi İmam-ı Rabbanî’nin şeyhi ve emaneti devraldığı mürşidi hakkında söyledikleri ise şöyle:

– Nakşı meşayıhının ulularındandı. Velayet makamının en üst noktasında, kutbiyyet sırrına ermiş bir Muhammedî-meşreb erdi. Arifler serdarı, mesnedimiz, mürşidimiz irfan sahibi üstadımız Muhammed Baki Billah.

Allah rahmet eylesin…

Semih YAŞAR

Share
Published by
Semih YAŞAR

Recent Posts

Eğitim ile ilgili atasözleri

Selam dostlarım, konumuzda Eğitim ile ilgili atasözü ve anlamı, Eğitimle ilgili Atasözleri ve Anlamları, Eğitim…

1 gün ago

Kardeşlik ile ilgili Ayetler

Selam dostlarım, konumuzda Kardeşlik ile ilgili Ayetler, kardeşlik ile ilgili ayet ve hadisler, Birlik ve…

2 gün ago

Duygusal hasret sözleri

Duygusal Hasret Sözleri Hasret, insanın kalbinde en derin iz bırakan duygulardan biridir. Sevdiklerimizden ayrı kaldığımızda…

2 gün ago

Başarı ile ilgili atasözleri

Selam Dostlarım, Konumuzda Başarı ile ilgili atasözleri, Başarı ile ilgili Atasözleri, azim ve başarı ile…

3 gün ago

Anlamsız saçma sözler

Anlamsız saçma sözler Edison elektriği buldu ama faturayı biz ödüyoruz. Mesele İstanbul değil, sensin. Şehrin…

3 gün ago

Uzakta Olan Sevgiliye Aşk Dolu Duygusal Sözler

Uzakta Olan Sevgiliye Aşk Dolu Duygusal Sözler Uzaktaki Sevgiliye Romantik Sözler Aşk dediğin, dertlere düşürür.…

3 gün ago