Eşrefoğlu Rumi kimdir

Eşrefoğlu Rumi

( 25.09.1352)- (27.10.1483)

mutasavvıf, şair

Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerinden. İsmi, Abdullah bin Eşref bin Muhammed Mısrî olup, babasının adı ile şöhret buldu. Babası Eşref Efendi, Mısır’dan İznik’e göç etti. Abdullah, İznik’te doğdu. 1484 (H.889) târihinde İznik’te vefât etti.

Babasının terbiyesi altında büyüyen Abdulah, önce İznik medreselerinde çeşitli âlimlerden ders alarak, zamânın din ve fen ilimlerinde yetişti. Sonra, Bursa’ya giderek Çelebi Mehmed’in medresesine girdi. Burada tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerini tahsil ederek söz sâhibi âlimler derecesine yükseldi. Medreseyi bitirince, hocası büyük âlim Alâeddîn Ali hazretlerinin yardımcısı oldu. Çelebi Mehmed Han medresesinde bir müddet ders veren Abdullah, tasavvuf yoluna meyletti ve Bursa’daki Emîr Sultan’ın huzûruna gitti. Talebesi olup, hizmetiyle şereflenmek istediğini bildirdi. Emîr Sultan, Abdullah’ın tasavvufa tutkunluğunu görünce, onu evliyânın büyüğü Hâcı Bayrâm-ı Velî’ye gönderdi. Ankara’ya gidip, yeni hocasına teslim oldu.

Hâcı Bayrâm-ı Velî hazretleri, ona nefsini terbiye edecek vazîfeler verdi. Yaşı kırkın üzerinde ve büyük bir âlim olduğu hâlde hocasının emirlerine; “Bâşüstüne” diyerek sıkı sıkıya sarılırdı. Eşrefoğlu Abdullah, on bir sene müddetle hocasının hizmetinde bulundu ve pekçok imtihândan geçti. Hiçbir işten şikâyette bulunmadı. Sabrı, hocasına olan muhabbeti ve hürmeti üzerine, Hâcı Bayrâm-ı Velî, kızı Hayrünnisâ’yı ona nikâh ederek evlendirdi. Bir ara İznik’e gittiyse de sonra tekrar Ankara’ya döndü. Hocası onu insanlara İslâm dîninin emir ve yasaklarını anlatmakla vazîfelendirerek, tekrar İznik’e gönderdi ve bir müddet sonra Ankara’ya dönmesini istedi. Eşrefoğlu Abdullah İznik’e gidip, geldikten sonra hocasının emriyle Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin torunlarından Şeyh Hüseyin Hamevî’den Kâdiriyye yolunu öğrenmek üzere Hama’ya gitti.

Hüseyin Hamevî, önce nefsini terbiye etmek üzere bu yeni talebesini kırk gün halvet için bir hücreye koydu. Eşrefoğlu Abdullah, Hama’da da sıkı bir riyâzet ve mücâhedeye tâbi tutuldu. Kırk gün içinde Hüseyin Hamevî, Abdullah’a ziyâde teveccühlerde bulundu. Bu kırk günlük imtihânı başarıyla veren Abdullah, tasavvufta pek yüksek mertebelere çıkmış olarak icâzetnâme (diploma) aldı. Hüseyin Hamevî’nin halîfesi olarak Rumeli’ne (Anadolu’ya), Kâdirî yolunu yaymak üzere vazîfelendirildi. Hüseyin Hamevî, Abdullah’ı Anadolu’ya uğurladıktan bir müddet sonra arkasından baktı ve; “Abdullah-ı Rûmî koca bir deniz imiş, bizde bulunan her şeyi çekip sînesine aldı.” buyurdu. Çocukları ile birlikte Ankara’ya giden Abdulah-ı Rumî, kayınpederi Hâcı Bayrâm-ı Velî’nin yanında bir müddet daha kaldıktan sonra İznik’e yerleşti. Bir dergâh kurarak, talebelerine ders vermeye, Kâdirî yolunu yaymaya, insanları gurûr, kibir, kendini beğenme gibi kalb hastalıklarından kurtarmaya büyük gayret gösterdi. Bu şekilde gayretli çalışmaları çevreden işitilmeye başladı. Bursa’dan, İstanbul’dan ve diğer vilâyetlerden akın akın gelip talebesi olmakla şereflenmek istiyenler çoğaldı. Sadrâzam Mahmud Paşa da talebelerinden oldu. Abdurrahmân-ı Tırsî en üstün talebesi idi. Vefâtında onu yerine vekil bıraktı ve kızı Züleyhâ ile evlendirdi. 1484 (H.889) senesinde İznik’te vefât etti. Kabr-i şerîfi ziyâret mahallidir.

Abdullah-ı Rûmî, Fâtih Sultan Mehmed Hanın İstanbul’u fethinden önce, Müzekkinnüfûs isimli eserini yazdı. Bundan başka Tarîkâtnâme, Delâil-ün-Nübüvve, Fütüvvetnâme, İbretnâme, Mâzeretnâme, Elestnâme, Nasîhatnâme, Hayretnâme, Münâcâtnâme, Cinân-ül-Cenân, Tâcnâme, Eşref-üt-Tâlibîn gibi eserleri vardır. Dîvân’ı meşhur olup, Yûnus Emre tipinde tekke edebiyâtı şiirleri söylemiştir. Şiirlerinde Rûmî mahlasını kullanmıştır. Eşrefzâde-i Rûmî’nin “Tövbeye Gel” şiiri meşhurdur:

Ey hevâsına tapan

Tövbeye gel tövbeye

Hakk’a tap haktan utan

Tövbeye gel tövbeye

Nice nefse uyasın

Nice dünyâ kovasın

Vakt ola usanasın

Tövbeye gel tövbeye

Nice beslersin teni

Yılan çıyan yer anı

Ko teni besle cânı

Tövbeye gel tövbeye

Sen dünyâ-perest oldun

Nefsün ile dost oldun

Sanma dirisin, öldün

Tövbeye gel tövbeye

Sen teni, sandın seni

Bilmedin senden teni

Odlara yaktın cânı

Tövbeye gel tövbeye

Gör bu müvekkilleri

Yazarlar hayr u şerri

Günahtan gel sen berü

Tövbeye gel tövbeye

Ey miskin Âdemoğlı

Usan tutma âlemi

Esmeden ölüm yeli

Tövbeye gel tövbeye

Göçer bu dünyâ kalmaz

Ömür pâyidâr olmaz

Son pişman assı kılmaz

Tövbeye gel tövbeye

Tövbe suyıyla arın

Dime gel bugün yarın

Göresin hak dîdârın

Tövbeye gel tövbeye

Eşrefoğlu Rûmî sen

Tövbe kıl erken uyan

Olma yolunda yayan

Tövbeye gel tövbeye

Semih YAŞAR

Share
Published by
Semih YAŞAR

Recent Posts

Yalancı iki Yüzlü insanlar için Sözler

Yalancı iki Yüzlü insanlar için Sözler   Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür.…

1 gün ago

Çalışmak ile ilgili atasözleri

Selam dostlarım, Konumuzda Çalışmak ile ilgili atasözleri ve anlamları, çalışmakla ilgili atasözleri, ders çalışmak ile…

1 gün ago

Eğitim ile ilgili atasözleri

Selam dostlarım, konumuzda Eğitim ile ilgili atasözü ve anlamı, Eğitimle ilgili Atasözleri ve Anlamları, Eğitim…

2 gün ago

Kardeşlik ile ilgili Ayetler

Selam dostlarım, konumuzda Kardeşlik ile ilgili Ayetler, kardeşlik ile ilgili ayet ve hadisler, Birlik ve…

2 gün ago

Duygusal hasret sözleri

Duygusal Hasret Sözleri Hasret, insanın kalbinde en derin iz bırakan duygulardan biridir. Sevdiklerimizden ayrı kaldığımızda…

3 gün ago

Başarı ile ilgili atasözleri

Selam Dostlarım, Konumuzda Başarı ile ilgili atasözleri, Başarı ile ilgili Atasözleri, azim ve başarı ile…

3 gün ago