Ali Erkan KAVAKLI
Ali Erkan  KAVAKLI
aekavakli@hotmail.com
Bayram’ın İnternet Kararı
  • 0
  • 106
  • 19 Şubat 2011 Cumartesi
  • +
  • -

Bayram’ın İnternet Kararı

Karne tatilinde bir telefon aldım. Bir anne, Başarıya Götüren Yol, Başarı İnanç İşidir isimli kitaplarımıokuduğunu, çocuklarına okuttuğunu ve faydalandığını ifade etti. Beni iyi bir eğitimci olarak görüyor, bu sebeple ilköğretim 8.sınıfa giden oğlunun problemini konuşmak istiyordu. “Problem nedir?” diye sordum.“Oğlum internet bağımlısı.” dedi ve anlatmaya başladı. Bayram bilgisayarın başından kalkmıyordu, her gün 5-10 saat internette oyun oynuyor, ders çalışmıyordu. Kısaca tutkularının esiri olmuştu, duygularını yönetemiyordu.
Randevulaştık, okuyucum oğlunu da alıp ziyaretime geldi.
Bayram boylu poslu, hafif şişman, hafif kıvırcık saçlı, yakışıklı bir delikanlı.
Kapıda hoş geldin, dedim ve onun yanında sitenin güvenlikçisi ile ayaküstü bir süre sohbet ettim. Bizim güvenlikçi Yusuf Bey emekli olmuş, çocukları okula gittiği için ek iş yapıyor, günde 12 saat çalışıyor, aylık 700 lira civarında para kazanıyordu.
-Emekli olmuşsun, hâlâ çalışıyorsun.
-Ne yapalım hocam, çocuklar okuyor, dileneyim mi?
-Sekiz, bazı günler 12 saat, canın sıkılmıyor mu?
-Sıkılıyor ama… Elden para isterken daha çok canım sıkılır. Alnın terlemesi daha az can sıkar.
-Tebrik ederim, çok önemli ve güzel bir şey söyledin.
Güvenlik Yusuf Bey’e iyi günler diledikten sonra benim çalışma ofisine çıktık. Duvar görünmüyor; her taraf kitap, dergi, ansiklopedi, gazete kupürü doluydu.
Bayram’a hal, hatır sorduktan sonra karnedeki durumu sordum. Matematik, fen bilgisi, sosyal bilgiler ve Türkçe zayıftı.
İleride ne olmak istediğini sordum.
-Polis olmak istiyorum, dedim.
-Hedefini büyüt, gayretin artar, dedim. “Eğer gideceğin yol bir kilometre ise işin kolay ama her gün10 km koşacaksan antrenman yapman, kondisyonunu artırman lazım. Öyle değil mi?”
Delikanlı beni tasdik etti. Önce komiser, sonra da emniyet müdürü olmaya karar verdi.
Emniyet müdürü olabilmek için üniversite bitirmesi gerektiğini söyledim ve sordum:
-Bunu yapabilir misin?
Tereddüt etti.
Yüreklendirmek için şöyle dedim:
-Bir kişinin yapabildiğini ikinci kişi de yapar. Allah herkese bir beyin, bir yürek, iki el, iyi ayak vermiş. Herkes aynı donanımla hayata atılıyor ve hayat boyu aynı donanımı kullanıyor. Başkasının yaptığını istersen sen de yapabilirsin.
-Belki de yaparım, dedi.
-İyi o zaman. Hedef belirlemiş olduk. Şimdi hedefe nasıl ulaşabileceğini konuşalım. Hedef belirlemek önemli, hedefi olmayan yelkenliye hiçbir rüzgâr yardım etmez.
-Üniversite okuyabilmek için önce iyi bir lise kazanmalısın, sonra da üniversiteye giriş sınavlarında başarılı olmalısın. Bunu nasıl yapacaksın?
-Çalışmalıyım.
-Günde kaç saat çalışıyorsun?
-Bazen yarım saat.
-Kaç saat bilgisayar oyunu oynuyorsun?
-4-5 saati buluyor.
Annesi araya girdi ve feryat eder gibi bir sesle:
-Ne 4-5 saati hocam, bıraksam 10-12 saat internetin başından kalkmaz.
Kadın oğlunu okutmak için dersaneye gönderiyor, dersane parasını kazanmak için temizlik işlerine gidiyordu. Elleri pütür pütürdü. Yüzü çizik çizik. Yüreği ise daha beter yaralı.
Bayram’a baktım. Kıvırcık saçlı, hafif şişman, bıyıkları yeni terlemeye başlamış, boylu poslu bir delikanlı. Duygularını yönetmekte sıkıntı çekiyor.
Mantığına seslendim:
-Bu oyunlar seni hedefine ulaştırır mı?
-Ulaştırmaz.
-Peki, oyunu bıraksan, o saatlerde ders çalışsan olmaz mı?
-Canım sıkılır.
-Canın eninde sonunda sıkılacak. Eğer okuyup iyi bir makam sahibi veya iyi bir meslek sahibi olmazsan güvenlikçi Yusuf Bey gibi kulübede çalışırsın, günde 12 saat canın sıkılır. Hangisi iyi? Öğrenci iken 3-4 saat ders çalışıp iyi bir meslek sahibi olmak mı, ömür boyu can sıkıcı bir işte çalışmak mı?
-Galiba ders çalışmak…
Bayram’la günlük üç saatlik bir ders çalışma planı yaptık, sonra bir saat kitap okuma saati planladık. Planın üstüne “emniyet müdürü olmak istiyorum” diye yazdı. Altına “Üşenme, erteleme, vazgeçme! Vazgeçen başarısız olur.”notunu düştü. Bu programa uyacağıma söz veriyorum, yazdı. Annesinden de programa uyma konusunda Bayram’ı desteklemesini rica ettim.
“Seve seve hocam.” dedi kadın ve yana yakıla derdini anlatmaya başladı:
“Beyim 600’liralık bir işte çalışıyor, ben temizlik işlerine gidiyorum ve Bayram’ın dersane parasını kazanıyorum. Tek isteğim onun okuyup adam olması.”
Bayram’a döndüm:
-Böyle fedakâr bir anneye sahip olduğu için şükretmelisin, ayrıca annenin kıymetini bilmelisin.
Delikanlı sustu. Plana bakıp devam ettim:
-Bir kadın 40 yaşında üniversiteyi kazanmış. Arkadaşları şaşırmış ve sormuşlar:
“Nasıl başardın?”
“Sınava kadar televizyonu dolaba kilitledim.”
Bayram’ın gözlerinin içine baktım. Duygulu bir ses tonuyla:
-Bana bak koçum, bilgisayar ve televizyonu kafasındaki dolaba kilitlemeli ve ders çalışma saatinde cep telefonunu kesinlikle kapatmalısın. Bunlar senin dikkatini dağıtır. Bilgisayar ve cep telefonunu bilinçli kullanmak zorundasın, kullanmak zorundayız.
-Tamam mı?
-Ders çalışma saatinde bunları kapatacağına söz ver, bakalım.
-Söz hocam.
Bayram’dan kesin söz aldım. Sonra zayıf dersleri nasıl kurtarabileceğini konuştuk.
Türkçe ve sosyal bilgileri kendi kendine çalışarak kurtarabileceğini söyledi.
Matematik ve fen bilgisini öğretmenlerden yardım alarak çalışacaktı.
Fen bilgisini iyi bilen bir arkadaşı vardı, onunla da çalışacaktı.
Gerekirse yardımcı kitaplardan faydalanmasını önerdim ve son noktayı koydum:
“Kesinlikle boş verme ve vazgeçme.”
-Tamam hocam.
Programdan sonra çay içtik ve ana-oğul bana veda ettiler. Onları site kapısına kadar uğurladım.
İki hafta sona Bayram telefon etti.
“Hocam programı uyguluyorum, bilgisayarı bıraktım, ders çalışıyorum.”
Çok mutlu oldum.
Bir ay sonra annesi telefon etti:
“Bayram programı aksatıyor ve bilgisayar oyunları oynuyor.”
Bayram’ı telefona çağırdım. Söz verdiğini ve sözünde durmanın önemini anlattıktan sonra:
“Haziran sonuna kadar bilgisayarı kapat ve dolaba kilitle. Sen bağımlı hâle gelmişsin, bilgisayarı görünce bağımlılığın nüksediyor. Bilgisayarı yaza kadar dolaba kilitliyorsun, tamam mı?”
“Tamam.”
Bayram sorumluluğunun farkına vardı, program yaptı ve dersleri kurtardı.
Netice:
İşlerimizi önem sırasına göre yapmalıyız. Bir öğrencinin en önemli işi dersidir. Derslerini yaptıktan sonra dinlenmek amacıyla günde bir saati geçmemek kaydıyla bilgisayar kullanabilir, tv seyredebilir. Cep telefonu beyne tümör yapan sinyaller gönderiyor, çok tehlikeli. Gerekmedikçe kullanılmamalı

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?