Artukluların Eserleri

Artukluların Eserleri

Artukoğullan Beyliği’nin sanatından, başta mimarlık olmak üzere, resim ve maden sanatı alanlarında da çeşitli eserler günümüze gelmiştir.özellikle minyatür resmi alanında Artukluların önemli çalışmalar yaptığı, Türk ve İslâm resim sanatına belli bir kimliği ve üslübu olan eserler kattığı bilinmektedir. Bu türdeki eserlerin en eski tarihlisi Dioskorides’inünlü Materia Medica adlı botanik ve zoolojiyle ilgili eserinin Arapça çevirisi olan Kitabel-Haşâiş‘in bir vesiyonudur. Yazmanın Süryaniceden Arapçaya çevirisi, Artuklu Emiri Necmettin Alpı için Mihran bin Mansur tarafından 1152-1176 arasında Silvan’da yapılmıştır. Eserde çeşitlihayvan ve bitki betimlerinden başka insan resimlerine de rastlanır. Artukluların resimlediği yazmaların en önemlisi Marifet el-Hıyal el-Hendesiye adlı eserdir. Artuklu beylerinden Nasirettin Mahmut’un isteği üzerine 1206′da saray mühendisi Abdülaziz el Gezeri tarafından yazılmış ve resimlenmiştir. Teknik buluşları kapsayan eserde susaatleri, içki kapları, kan ölçekleri, fıskiyeler, müzik aletleri, tulumbalar, şifreli kilitler ve benzeri konularda minyatür tekniğinde yapılmış resimler vardır. Kitap metninde ele alman konular, içinde insan figürleri de bulunan resimlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Yine Artuklular tarafından Mardin’de hazırlanan bir resimli yazma da Suvar el-kevakib es-Sabita adlı kitaptır. 1135 tarihli bu eserde konu olarak yıldız bilimi (astronomi) ve burçlar işlenmiş, ayrıca minyatür tekniğiyle resimlenmiştir.

Maden işlemede oldukça gelişmiş bir düzeye eriştikleri anlaşılan Artuklulardan günümüze ancak birkaç eser gelebilmiştir. Avrupa’nın çeşitli müze ve koleksiyonlarına dağılan az sayıdaki örnek bile, Artukluların bu konudaki gelişmişliğine kanıtlık edecek nitelik ve kalitededir. Halen İnnsbruck Ferdinandeum Müzesi’nde bulunan ve yazıtında Hasenkeyfin Artuklu Meliki Rüknettin Davut’un adına rastlanan çift kulplu bakır Artuklu Tası, bu konuda bilgi verir. 12. yüzyılda ve 1114-1144 arasında yapıldığı anlaşılan bu tasın içi ve dışı mine tekniğiyle bezenmiştir. Tasm ortasındaki büyük yuvarlak madalyonda adı geçen Artuklu melikinin betimine, bu madalyonun çevresine yerleştirilen daha küçük altı yuvarlak madalyonda ise çeşitli insan ve hayvan figürlerine yer verilmiştir. Yazıtında Harput Artuklularından Nurettin Artuk’un adı bulunan bir Artuklu Aynası, Öttinger – Wallenstein Koleksiyonu’nda yer alır. 13. yüzyılın ortalarına ait olan aynanın ortasında çift başlı bir kartal figürü, kartal figürünün etrafına dolanan frizin içinde de yedi gezegeni temsil ettiği anlaşılan yedi büst, onun dışındaki frizde ise 12 burç figürüne yer verilmiştir. Yine Artuklulara ait madeni bir eser Paris’te özel bir koleksiyondadır. Yazıtında Artuklu Meliki Fahrettin Karaaslan’ın adına yer verilen ve 1261-1293 arasındaki bir tarihte yapıldığı anlaşılan bu eser, sanat tarihçilerince Artuklu Pirinç Tası olarak bilinir. Bugüne kadar varlığı saptanabilen Artuklu maden sanatı ürünlerinden önemli bir örnek de Cizre Ulu Camisi Kapı Tokmaklarındır. Dışta iki ejder ve ortasmda bir arslan başı bulunan bu kapı tokmaklarının bir parçası İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi ‘nde, bir parçası da Batı Berlin Devlet Müzesi’nde sergilenmektedir.

Medrese ve Camiler
Artuklu mimarlığının en önemli örnekleri Diyarbakır, Mardin, Hasankeyf ve Elazığ gibi merkezlerde toplanmıştır. Mardin’de hastanesi, medresesi, mescidi, hamamı ve çeşmesiyle, günümüze gelen Eminüttin Külliyesi, Anadolu Türk mimarlığında 12. yüzyıla ait varlığı bilinen ilk yapılar topluluğudur. Yine Mardin’de bulunan ve 12. yüzyıla tarihlenen Necmettin Külliyesinden ise ancak bazı bölümler günümüze gelebilmiştir. Elazığ’ın Harput Üçesi’ndeki Harput Ulu Camisi, yazıtı bulunmamasına karşın 12. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı sanılan, ortası açık avlulu bir Artuklu eseridir. Enine dört, nefin ortada üç nef boyunca bir mihrap önü kubbesiyle kesilmesinden oluşan planıyla Silvan Ulu Camisi, 1157′de tamamlanmıştır. Üzerindeki yazılardan en erken tarihlisi 1176 yılını gösteren ve değişikliklerle günümüze gelebilen Mardin Ulu Camisi de Artuklu camilerinin temel özelliklerini taşıyan bir yapıdır. Revaklı bir avlunun güneyinde yer alan çok ayaklı cami mekânı, enine üç nefe ayrılmış ve mihrap önü iki nef enindeki bir kubbeyle örtülmüştür. Mardin’e bağlı Kızıltepe İlçesi’ nde bulunan Artuk Arslan ve Yavlak Arslan’ın 1204′te yaptırdığı Kızıltepe Ulu Camisi de benzer görünüşler taşır. Mimarlık açısından bu yapılar kadar önemli olmamakla birlikte çeşitli yönleriyle dikkatleri çeken ve 12. yüzyılda yapıldığı sanılan Harput Alacalı Cami, yazıtından 1371′de yapıldığı anlaşılan Mardin (Latifıye) Abdüllatif Camisi, yine Mardin’de 13. yüzyılın sonlarına tarihlenen Bab es Sur/Melik Mahmut Camisi dikkate değer yapılar arasındadır.

Medrese türünün Anadolu’daki en erken örnekleri Artuklu çevresinde oluşmuştur. Mardin’de Artuklu Necmettin İlgazi’nin kardeşi Eminüttin’in yaptırdığı 12. yüzyılın başma ait Eminüttin Külliyesi’ndeki Eminüttin Medresesi, açık avlulu medrese tipinin günümüze gelebilen ilk örneğidir. 12. yüzyılın sonlarına tarihlenen Mardin’deHatuniye Medresesi açık avlulu Anadolu medreseleri içinde iki katlı, eyvanlı ve revaklı avlusuyla olgun bir örnek sayılır. Artuklu medreseleri içinde açık avlulu medreseler grubuna giren Diyarbakır’daki Zinciriye Medresesioldukça ilginç bir yapıdır. İki eyvanlı, tek katlı ve açık avlulu olan bu yapıyı, 1198′de İsa Ebu Dirhem adlı bir mimar yapmıştır. Diyarbakır Mesudiye Medresesi ise iki katlı revaklı avlusu, büyük eyvanı ve özellikle taş işçiliğiyle Ulu Cami Külliyesi’ne bitişik ve onu tamamlayan bir yapı oluşuyla tanınır. 1198-1223 arasında Halepli Üstat Cafer bin Mahmut’un çizimlerine dayanarak Mimar Mesut tarafından yapılmıştır. Güneydoğu Anadolu’da Artuklu dönemine ait öteki açık avlulu medrese örnekleri arasmda Mardin’e bağlı Koçhisar Bucağı’nda 1211-1212 tarihli Harzem Medresesi, Mardin’de 13. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen Şehidiye Medresesi, yine aynı yüzyılın başlarında yapıldığı sanılan Marufiye Medresesi sayılabilir. Mardin’de 14. yüzyılın sonu gibi geç bir tarihte gerçekleştirilen Sultan İsa Medresesi Artukluların denediği değişik bir planı göstermesi nedeniyle oldukça önemlidir. Bir avlunun iki yanında ayrı ayn biçimlenen mekân grupları iki katlı bir düzen gösterirler.

Köprüler – Burçlar
Dicle Irmağı üzerinde 1116′da yapılan Hasankeyf Köprüsü, Cizre yakınlarında 1164 tarihli Dicle Köprüsü, Silvan yolunda Batman Suyu üzerinde 1147 tarihli Çermik Köprüsü, Mardin yakınlarında 1204 tarihli Dunaysır Köprüsü, Diyarbakır yakınlarında 1218 tarihli Devegeçidi Köprüsü, yakın zamanlarda tümüyle ortadan kalkan yine Diyarbakır yakınlarındaki Ambarçayı Köprüsü mimarlık değerleri olan, bir bölümü günümüzde de kullanılan bayındırlık ve ulaşım yapılarıdır. Yine Artuklu yapısı olan Diyarbakır surlarındaki ünlü burçlardan 1208 tarihli Evli Beden Burcu ile aynı tarihlerde yapıldığı sanılar Yedi Kardeş Burcu, Ortaçağ Adalolu Türk mimarlığının savunma yapıları alanında en anıtsal örnekleri sayılır. Artukların saray yapılarından günümüze gelebilen tek örnek, son yıllardaki kazılarla Diyarbakır İçkalesi’nde ortaya çıkarmış olan Artuklu Sarayı‘dır.

Aşk Sözleri

İşiniz bittiyse Oyun oynayabilirsiniz...
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Kategoriler
Facebookta bizi bulun
Sponsorlu Bağlantılar
Aşk Sözleri